Bir'in Her Şeyle Sorumluluğu
Birlik farklılığı silmez; onu mutlak ayrılığa dönüştürmeyi engeller.
"Hepimiz Bir'iz" demek yeterli değildir.
Bu ifade, ötekinin özel deneyimini görmezden gelmeye izin veriyorsa, karakter Birliği kendine mal etmiştir.
Aynı düşünceleri, anıları, bedenleri ya da hikâyeleri paylaşmıyoruz.
Paylaştığımız şey, tüm deneyimi mümkün kılan Köken ve hiçbir Formun kendi başına üretmediği Yaşamdır.
Birlik, farklılığa ihtiyaç duyar.
Farklılık olmadan karşılaşma, dinleme, ilişki ya da benzersiz bir meyve var olamazdı.
Farklılık, Birliğe ihtiyaç duyar.
Onsuz, kayıtsızlığa, hiyerarşiye ya da tahakküme dönüşebilir.
Bilinç, karakterin etrafında büzülmekten vazgeçtiğinde, ötekinin acısı artık tamamen yabancı bir gerçeklik olarak bir kenara atılamaz.
Bu, onun sesine sahip çıkmak anlamına gelmez.
Bu, onun yaralı Yaşamının sorumluluk alanımıza girmesine izin vermek anlamına gelir.
Ayrı bilinç sorar:
«Bunun benimle ne ilgisi var?».
Her Şeyle Bir olan Bilinç sorar:
«Aramızda ne oluyor ve hangi kapasiteyi teslim edebilirim?».
Birlik sana öteki üzerinde hak vermez.
Sana onu görmezden gelme bahanesini elinden alır.